21 Eylül 2008 Pazar

Tıp Öğrencileri Depresyona Eğimli

Tıp Öğrencileri Depresyona Eğimli



New England Journal of Medicine’nin eylül sayısında yayınlanan bir makale ile tıp öğrencilerinin depresyona yaşıtlarından daha yatkın olduğu belirlendi. Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. ve 2. sınıf öğrencileri arasında yapılan araştırma, 4 öğrenciden 1’inin depresyonda olduğunu gösterdi. Araştırma sonuçlarına göre, okula yeni giriş yapan öğrenciler arasında depresyon oranı yaşıtlarıyla benzerken, oran üst sınıflara doğru artıyor.

Temmuz 2003-2005 arasında toplam 208 öğrenciyle görüşen Harvard Tıp Fakültesi’nden psikiyatrist Laurie Raymond, öğrencilerden 31’inin depresyon belirtisi gösterdiğini, 21’inin terapi aldığını ve 11’inin de majör depresyon öyküsü olduğunu söyledi. Ankete katılan öğrencilerin hepsi akademik başarılarıyla ilgili endişeleri nedeniyle Raymond’dan danışmanlık alırken, 25 öğrenci majör depresyon tanısı aldı. Araştırmaya katılan Harvard’lı bir 4. sınıf öğrencisi, yakın arkadaşlarının büyük bölümünün okul süresince farklı dönemlerde psikiyatrik tedavi gördüğünü ifade etti.

Depresyonun, öğrencilerin hayatlarını etkilediği gibi daha sonraki dönemlerde hasta muayenelerini de olumsuz etkilediğine dikkat çekiliyor. Pennsylvania Üniversitesi’nden Dr. Jennifer Tjia, doktorların depresyon tedavisi almaktan korktuklarını ve sorunlarını açıklamadıklarını söylerken, kendi sorununu nasıl çözeceğini bilemeyen bir doktorun hastalarınınkine yardımcı olamayacağını söyledi.


Tünelde sıkışmış gibi

Çok çalıştıkları için eğlenceye ve sosyal faaliyetlere zaman ayıramayan öğrencilerin, hekim olabilmek için duygusal ve akademik olarak ciddi bir mücadeleye girdikleri ve hastalık ya da ölümle karşılaşmalarının onları psikolojik olarak hassaslaştırdığı kaydedildi. Dr. Raymond, öğrencilerin kendilerini “dar bir tünelde sıkışmış gibi” hissettiklerini ve sınıflar ilerledikçe sağlıklarını kaybettiklerini dile getirdi. Northwestern Üniversitesi’nden Dr. Angela Nuzzarello da tıp öğrencileri ile depresyon hakkında konuşmanın zor olduğunu söyledi. Vanderbilt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden bir 4. sınıf öğrencisi kolejden tıp fakültesine geçişin oldukça zor olduğunu ve eğer sınavların ilk bölümünden düşük not alırsa kolayca depresyona girebileceğini belirtti.

Tıp öğrencileri arasında depresyonun artış gösterdiğine dair kesin kanıtlar olmamakla birlikte, 25 yıllık meslek hayatında çok sayıda tıp öğrencisini tedavi eden Prof. Dr. Nanette Gartrell, son yıllarda daha çok sayıda öğrencinin kendisine geldiğini bildirdi. Bu durumu artık daha etkili ilaçların olmasına bağlayan Gartrell, öğrencilerin SSRI (selective serotonin-reuptake inhibitors) türü ilaçların kendilerini diğer antidepresanlar ya da psikoterapiden çok daha hızlı şekilde iyi hissettireceğini bildiklerini ve kısa süreli bir tedavi için kendisine geldiklerini vurguladı. Haynes ve Raymond ise önceden mental rahatsızlık tanısı veya tedavisi almış daha fazla sayıda öğrencinin tıp fakültelerine girdiğini dile getirdi. Duke Üniversitesi’nde yapılan bir incelemeye göre, öğrencilere reçete edilen ilaçların başında yeni antideprasanlar geliyor.

Gartrell, öğrencilerin herhangi bir zamanda depresyona girebileceğini, ancak en önemli periyodun, hastanelerde rotasyona başladıkları 3. ve 4. sınıflar olduğunu söyledi. Klinik dönemde öğrencilerin daha fazla sorumluluk altına girdiklerini, bunun da onlar üzerinde daha fazla baskı ve strese neden olduğuna dikkat çeken Gartrell, sınıf arkadaşlarından ayrılarak tanımadıkları insanlarla çalışmak zorunda kalmalarının, öğrencilerin kendilerini izole edilmiş hissetmelerine yol açtığını, rotasyon döneminde öğrencilerde uyku bozukluklarının da daha sık görüldüğünü belirtti.


Hayal kırıklığı yaşıyorlar

Hayal kırıklığını, “Bu benim hayal ettiğim hayat değildi. Hastanede gördüklerimden hoşlanmıyorum” sözleri ile dile Harvard’lı tıp öğrencisi uzun saatler boyunca çalışmaktan, öğrenciler arasındaki rekabetten yorgun düştüğünü söyledi. Hasta insanları tedavi etmeye başlayan tıp öğrencileri, kendilerini iyi hissetmediklerini itiraf etmekte zorlanıyorlar. Öğrenciler, depresyon hakkında bilgileri olsa bile kendilerine tanıyı koyamıyorlar eğer doktor olacaksam, sağlıklı olmalıyım diye düşünüyorlar. Antidepresan kullanan öğrencilerden biri, bu ilaca ihtiyaç duyduğunu arkadaşlarına söylerken kendisini suçlu hissettiğini ifade ederken, Dr. Tjia, suçluluk duygusunun depresyondaki öğrenciler arasında oldukça sık görüldüğünü belirtti. Pennsylvania Üniversitesi’nde yaptığı araştırmada, depresyon geçiren 4 öğrenciden sadece birinin tedavi aldığını vurgulayan Dr. Tjia ayrıca öğrencilerin tedavi için yeterli para ve zamanlarının olmadığını dile getirdi.

Psikiyatrik bozukluk araştırılıyor

Dr. Nuzzarello ise tıp öğrencilerinin danışmanlık için hukuk öğrencileri kadar düzenli gelmediklerini ancak, çok daha fazla oranda acil randevu istediklerini vurgularken, tıp öğrencilerinin depresyonun tedavisi çok zor hale gelene kadar beklediklerini çünkü depresyon tedavisinin kariyerlerini riske atacağından korktuklarını belirtti.

Eyalet tıp kurulları lisans verirken psikiyatrik bozukluklar da dahil olmak üzere önemli rahatsızlıkları araştırıyor ve adaylardan uygulama becerilerini etkileyebilecek her türlü tanı ya da tedaviyi açıklamaları isteniyor. Eyalet Tıp Kurulları Federasyonu üyesi James Thompson, bazı eyaletlerde depresyon hikayesi olan bir adaydan psikiyatrik açıdan muayene ya da tedaviyi gerçekleştiren doktordan rapor istenebileceğini ancak bunun adayın lisans almasını engelleyici bir durum olmadığını ifade etti. Thompson ayrıca öğrencileri tedavi olmaktan alıkoyan bu korkuyu azaltmak için öğrenciler ve okul yetkililerine, doğru bilgiler ulaştırmaya çalıştıklarını da sözlerine ekledi.


İsimsiz mesajla yardım

Kuzey Carolina Duke Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğrenci Konseyi Başkanı Sujay Kansagra, birçok arkadaşının kendilerini izole edilmiş hissettiklerini ve depresyona girdiklerini söyledi. Bunun büyük bir sorun olduğunu fark ettiğini vurgulayan Kansagra, sorun yaşayan öğrencilere duygusal destek sağlayabilmek için Dekan Yardımcısı Caroline Haynes’in de yardımıyla bir internet forumu oluşturdu. Böylece öğrenciler foruma isim vermeden mesaj yollayabiliyor ve kimliklerini saklı tutarak yardım alabiliyor.

Öğrencilerden gelen mesajlar uzman bir psikiyatrist tarafından değerlendiriliyor ve öğrencilerin yalnız olmadıklarını fark etmelerini sağlayacak güvenli bir ortam oluşturuluyor. Nisan 2005’ten beri foruma 100’den fazla mesaj geldiğini belirten Kansagra, öğrencilerin sorunlarını saklama ihtiyacı hissettiklerini çünkü insanların doktorların hasta olamayacakları yolunda bir kanıya sahip olduğuna dikkat çekti.

Dr. Haynes ise pilot projenin insanların paylaşmaktan kaçındığı mental rahatsızlıklar konusunda yeni tartışmalara kapı açtığını dile getirdi.


Seminerler düzenleniyor

Tıp fakülteleri, öğrencilerinin kendi sağlıklarını izlemeleri ve ihtiyaç duyduklarında yardım için başvurmalarını sağlayacak yeni yollar geliştiriyor. Harvard’da bir grup öğretmen ve öğrenci, birinci ve ikinci sınıf öğrencilerine kendini yenileme becerisi kazandırmak için seminerler düzenliyor.

Kaliforniya Üniversitesi’nde de klinik rotasyondaki öğrencilerin sorunlarını paylaşabilmeleri için psikolog ve psikiyatristlerin eşliğinde destek grupları oluşturuluyor. Okulun Öğrenci İşleri yetkilisi Maxine Papadakis, öğrencilerin mental sağlıklarını değerlendirmek üzere her yıl anketler yapıldığını ve toplanan verilerin öğrencilerin duygusal durumlarının uzun süreli bir resmini çizdiğini kaydetti.

Kaynak : http://www.doktortr.net/forum/index.php?topic=3680.0

Hiç yorum yok: